Mühendis Tek-Sen ‘in gündeminde yine, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nde (MGM) görev yapan mühendis, tekniker, teknisyen, rasatçı ve istidlalci personelin uzun yıllardır yaşadığı havacılık tazminatı adaletsizliği ve performans primi mağduriyeti var.
Mühendis Tek-Sen Büro Sendikası, son günlerde farklı siyasi partilerin milletvekilleriyle bir araya gelerek, MGM çalışanlarının havacılık hizmetleri kapsamında yürüttüğü kritik görevlere rağmen hak ettikleri mali karşılığı alamadığını detaylarıyla aktardı.
Milletvekilleriyle Kritik Görüşmeler Yapıldı
Sendika heyeti tarafından yapılan görüşmeler şu milletvekilleriyle gerçekleştirildi:
- AK Parti Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Mehmet Galip Ensarioğlu
- MHP Milletvekili Ekrem Gökay Yüksel
- CHP Milletvekili Deniz Demir
- AK Parti Diyarbakır Milletvekili Muhammed Müfit Aydın
- CHP Milletvekili Semra Dinçer
Görüşmelerde özellikle şu üç ana başlık öne çıktı.
1️⃣ Havacılık Tazminatında Açık Adaletsizlik
Mühendis Tek-Sen heyeti, MGM personelinin havalimanlarında 7/24 esasına göre, uçuş emniyetinin ayrılmaz bir parçası olarak görev yapmasına rağmen, Eurocontrol kapsamındaki havacılık tazminatlarından dışlandığını vurguladı.
Sendika temsilcileri;
- MGM personelinin doğrudan seyrüsefer ve uçuş operasyonlarına hizmet verdiğini,
- Buna rağmen diğer kurumlarda görev yapan eşdeğer personelin çok gerisinde tazminat aldığını ve
- Aynı iş yükü ve sorumluluğa karşın performans primi alamadığını
net bir şekilde ifade etti.
Görüşülen milletvekilleri, bu durumdan daha önce haberdar olmadıklarını, konunun detaylı anlatımıyla birlikte sorunun boyutunu ilk kez öğrendiklerini belirttiler.
Milletvekilleri, bu sorunun giderilmesi için;
- Araştırma ve soru önergeleri verilmesi,
- Sorunun ilgili komisyonlarda gündeme taşınması,
- Gerekirse konunun ana muhataplarıyla doğrudan görüşülmesi
yönünde girişimlerde bulunacaklarını ifade ettiler.
2️⃣ Mühendislik ve Mimarlık Kanunu Güncellenmeli
Görüşmelerde ayrıca, Mühendislik ve Mimarlık Kanunu’nun günümüz çalışma koşullarına cevap vermediği, mühendislik branşlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiği vurgulandı.
Bu kapsamda;
- Mesleki Risk Sigortası,
- Teknik Sorumluluk Tazminatı
gibi talepler milletvekillerine iletildi. Vekiller, bu konuların da Meclis’te söz aldıkları platformlarda gündeme getirileceğini belirttiler.
3️⃣ Koruyucu Giyim Yardımında Büyük Haksızlık
Sendika tarafından dile getirilen bir diğer önemli başlık ise koruyucu giyim yardımı oldu.
Teknik Hizmetler Sınıfı personelinin;
- Arazide,
- İnşaat sahalarında,
- Açık alanlarda ve zorlu meteorolojik koşullarda
görev yapmasına rağmen, yalnızca hizmet kolu adının “büro” olarak geçmesi nedeniyle koruyucu giyim yardımından faydalandırılmamasının büyük bir adaletsizlik olduğu ifade edildi.
Bu konuda gerekirse yargı yoluna gidileceği, ancak öncelikli olarak siyasi ve idari destek beklendiği vekillere aktarıldı. Milletvekilleri de bu haksızlığa karşı destek vereceklerini belirttiler.
Mühendis Tek-Sen: “Bu Mücadele Sonuç Alıncaya Kadar Sürecek”
Mühendis Tek-Sen Büro Sendikası Genel Başkan Yardımcıları İlker Kulein ve Soner Palak, görüşmelerin devam edeceğini ve konunun takipçisi olacaklarını vurguladı.
Sendika yetkilileri, MGM çalışanlarının havacılık tazminatı ve performans primi hakkının yalnızca bir ücret meselesi değil, emeğin ve sorumluluğun karşılığını alma mücadelesi olduğunu ifade etti.
Yapılan açıklamada, birlik ve örgütlü mücadelenin önemine dikkat çekilerek, tüm MGM çalışanları sendikal mücadeleye destek vermeye davet edildi.
Havacılık Tazminatının Dünü-Bugünü
Havacılık tazminatının ortaya çıkışındaki asıl ve en güçlü gerekçe, seyrüsefer hizmetlerinin Eurocontrol sistemi kapsamında finanse edilmesi ve bu hizmetleri üreten ülkelerden biri olan Türkiye’nin, düşük personel maaşları nedeniyle Avrupa’daki muadillerine kıyasla bu sistemden hak ettiği mali karşılığı tam olarak alamıyor olmasıydı. Avrupa ülkelerinde seyrüsefer personeline ödenen ücretler yüksek seviyelerdeyken, bu maliyetler Eurocontrol tarafından eksiksiz şekilde karşılanmakta; Türkiye’de ise aynı hizmetler çok daha düşük personel maliyetlerinden dolayı Eurocontrol ‘den elde edilen gelir çok daha düşük seviyelerde kalmaktaydı.
“Eurocontrol üyesi ülkelerde seyrüsefer; uçuş emniyeti, operasyonel süreklilik ve 7/24 vardiyalı çalışma esasına göre yürütülen bir kamu hizmetidir. Bu hizmetin mali karşılığı da, birim yol ücretleri üzerinden doğrudan geri kazanılır. Türkiye de bu sistemin içindedir. ATM, AIS, CNS, MET ve SAR gibi seyrüsefer unsurlarının ürettiği hizmetler, Eurocontrol sistemi içinde ölçülür, raporlanır ve karşılığı tahsil edilir.“
İşte bu nedenle havacılık tazminatı talebi güçlüydü. Çünkü denilen şuydu:
“Biz seyrüsefer hizmeti veriyoruz. Bu hizmetin bedeli Eurocontrol tarafından zaten karşılanıyor. O halde bu bedelin, bu hizmeti fiilen üreten personele yansıtılması gerekir.”
Bu gerekçe doğru anlatıldı. Sonuç alındı ve Eurocontrol tarafından karşılanmak suretiyle havacılık hizmeti yürüten çalışanlara “havacılık tazminatı” ödemesi getirildi.
Aynı Sektör, Aynı Sistem… Ama Meteoroloji Yok
Ancak iş uygulamaya geldiğinde, büyük bir çelişki ortaya çıktı. Seyrüsefer hizmetlerinin beş temel ayağından biri olan meteoroloji (MET), bu tazminatın dışında bırakıldı. Oysa meteoroloji hizmetleri de;
- ICAO ve WMO düzenlemeleri gereği zorunlu,
- Eurocontrol sisteminde tanımlı,
- Seyrüsefer maliyet hesaplarının içinde yer alan
havacılık için çok kritik noktada olan bir hizmetti. Ancak ne yazık ki verilmesi planlanan tazminatlardan muaf tutuldu.
Daha da çarpıcı olan tablo şudur:
Bugün DHMİ bünyesinde, seyrüsefer birimleri kategorisinde yer almayan gruplar, “iş barışı zarar görmesin” gerekçesiyle havacılık tazminatını doğrudan devlet bütçesinden alırken; seyrüsefer hizmetlerinin asli unsurlarından biri olan meteoroloji birimleri için Eurocontrol tarafından karşılanabilecek açık bir mali zemin mevcut olmasına rağmen, bu tazminat emsallerine kıyasla yaklaşık otuzda bir seviyesinde uygulanmaktadır.
Geçtiğimiz yıl (2025) havacılık tazminatına ek olarak yürürlüğe giren performans primi düzenlemesiyle, bu fark daha da derinleşmiş ve meteoroloji personeli açısından oran ellide bire kadar gerilemiştir.
Bu noktada meselenin “kaynak yetersizliği” ile açıklanması mümkün değildir.
Eğer sorun kaynak olsaydı, havacılık tazminatına ek olarak yeni bir performans primi düzenlemesinin hayata geçirilmesi zaten mümkün olmazdı. Dolayısıyla sorun; finansmanı mevcut olan bir hizmetin, o hizmeti fiilen ve kesintisiz biçimde üreten personele yansıtılmasını sağlayacak iradenin bugüne kadar ortaya konulmamasından kaynaklanmaktadır.
Denetleyici Alıyor, Üreten Alamıyor
Bu çelişki, başka kurumlar örneğinde daha da görünür hale geliyor. SHGM personeli, seyrüseferin operasyonel zincirinde yer almamasına, doğrudan uçuş hizmeti üretmemesine rağmen; denetleyici ve sertifikasyon rolü gerekçe gösterilerek yüksek oranlarda havacılık tazminatı ve performans primi kapsamına alınmıştır.
Buna karşılık, havalimanlarında 7/24 esasına göre görev yapan meteoroloji ofisleri; uçuş planlamasına, iniş-kalkış emniyetine ve hava sahası kapasitesine doğrudan etki eden hizmetler sunmasına rağmen neredeyse tamamen sistem dışında bırakılmıştır.
Bu noktada sorulması gereken soru şudur:
Eurocontrol tarafından finanse edilen, uluslararası mevzuatta açık biçimde seyrüsefer hizmeti olarak tanımlanan ve fiilen uçuş emniyetini doğrudan etkileyen meteoroloji hizmetleri ortadayken; havacılık tazminatı meteoroloji personeline neden son derece düşük oranlarda uygulanmakta ve son yürürlüğe giren performans primi düzenlemesinde meteoroloji çalışanları neden tamamen kapsam dışında bırakılmaktadır?
İş Barışı Kimin İçin?
Aynı havalimanında, aynı vardiyada çalışan iki personelden biri; çok yüksek oranlarda havacılık tazminatı ve buna ek çok yüksek miktarlarda performans primi alıyorken, bu ödemeler diğerine ellide bir oranında veriliyorsa hani nerede adalet hani nerede iş barışı düşünceleri akıllara gelmez mi?
Ve bu sorun, yıllardır en kritik hizmetlerden birini üreten meteoroloji çalışanlarının motivasyonunu, psikolojisini ve kuruma bağlılığını doğrudan zedelemez mi?
Gelinen noktada meteoroloji çalışanları, yaşadıkları sorunların çözümü konusunda adeta tutunacak bir dal arar hâle gelmiş; kendilerine destek veren her girişimi büyük bir umutla takip etmeye başlamıştır. Bu süreçte, somut adımlar atan ve konuyu detaylarıyla ve büyük bir kararlılıkla gündeme taşıyan Mühendis Tek-Sen Sendikası’na yönelik teveccüh gün geçtikçe artmaktadır.





























