Son günlerde meteoroloji çalışanlarının havacılık tazminatı ve performans primi konusunda yaşadığı sorunlar ile ilgili olarak farklı sendikalar girişimlerini sürdürüyor.
Bir yanda, HAKSEN Genel Başkanı Ayhan Çivi’nin açıklamaları… Eurocontrol kaynaklı havacılık gelirlerinin kurumlar arasında büyük farklılıklarla dağıtıldığını, özellikle Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) personelinin benzer sorumluluklara rağmen çok daha düşük oranlarda pay aldığını kamuoyuna açıkça dile getirdi. “40 kata varan fark” vurgusu meselenin boyutunu net biçimde ortaya koydu. Açıklamaların tamamı için tıkla->
Diğer yanda ise Mühendis Tek Sen cephesinden gelen temas bilgileri var. Büro kolu başkanı Tanju Kandaz, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde üst düzey yetkililerle bir araya gelerek mühendislerin, teknik hizmetler sınıfı çalışanlarının ve özellikle havacılık hizmetlerinde görev yapan meteoroloji personelinin yaşadığı mali hak sorunlarını gündeme taşıdı. Görüşmede, havacılık tazminatı ve performans primi konusunun bilindiği; ancak taleplerin gerektiği ölçüde görünür olmadığı vurgulandı. Sürecin mali boyutuyla birlikte değerlendirildiği ve kurumsal girişimlerin belirleyici olduğu ifade edildi.
Bu son gelişmeler önemli bir gerçeği gösteriyor:
Yetkili olmayan sendikaların dahi bu konuyu gündemde tutarak üyelerinin haklarını en üst perdeden savunma girişimleri ortadayken, yıllardır yetkiyi elinde bulunduran sendikaların sessizliği dikkat çekiyor.
Memur-Sen ve Türkiye Kamu-Sen toplu sözleşme masasında yetkili konumda. Nitekim Memur-Sen, son toplu sözleşme sürecinde meteoroloji çalışanları için 1., 2. ve 3. gruplar adına sırasıyla %450, %300 ve %150 oranlarında havacılık tazminatı artışı teklif etmişti. Bu oranlar dengi kurumların hâlâ çok altında olsa da (50 katlık tazminat ve prim farkını 5 te 1 seviyesine getirecekti!) en azından bir adım olarak olumlu karşılanmıştı.

Ancak daha sonra, bu düzenlemenin toplu sözleşme yoluyla zor olduğu, sorunun ancak bir kanun değişikliği ile çözülebileceği konuşulmaya başlandı.
Eğer çözüm gerçekten kanun düzenlemesi ise, şu sorular artık kaçınılmaz:
-Bu yönde resmi bir girişim yapıldı mı?
-Kanun teklifi için bir çalışma başlatıldı mı?
-Siyasi ve bürokratik düzeyde somut bir irade ortaya konuldu mu?
Bugüne kadar meteoroloji çalışanlarının görebildiği net bir adım bulunmuyor.
Oysa MGM personeli uçuş emniyetinin 5 temel unsurlarından biri olan meteorolojik hizmeti (MET), seyrüsefer sisteminin ayrılmaz parçaları olan ATM, AIS, CNS ve SAR yapılarıyla birlikte 7/24 üretmeye devam ediyor. Aynı sistem içinde yer almasına rağmen havacılık tazminatı dağılımında yaklaşık 50 katlık farkla karşı karşıya kalıyor.
Bu mesele artık sadece bir oran meselesi değil.
Temsil sorumluluğu meselesi.
Yetki kimdeyse sorumluluğun da onda olması meselesi..
Meteoroloji çalışanları artık şunu merak ediyor:
Verilen tekliflerin arkasında duruluyor mu, yoksa umursanmayıp unutuluyor mu?
Eğer ki çalışanlar yetkili sendikalarca umursanmıyorsa, kendilerine verilen bu teveccühün daha da fazla devam etmeyeceğini görmeleri çok uzun sürmeyecektir..

























